Kayıtlar

RAKI ŞİŞESİNDE BALIK OLSAM

Resim
Güneşin karşısında oturmuş, oturmuş da bir türkü tutturmuşum canım Veli'nin deyişi ile.. Ders çalışmaktan sıkıldım. Güzel şiirler yazasım geldi güneşin güzelliğine. Kuşlarını üstüne almış pembe ağaçlara methiyeler dizesim geldi. Yaşamak. Onca farkına vararak yaşamak ve derin bir iç çekmek.. Hissediyorum, iliklerime kadar, öyleyse varım. Yüzüme güneş vuruyorsa, kollarımı rüzgar yalıyorsa varım. Gözlerimin rengi güneşte kehribara dönüyorsa, seviyorum. Her şeyi.. Bütün dünyayı, yaratılmış bütün güzellikleri ve yaratılacak her nesnenin fetüsünü. Güneş batıyor ve yine kararıyor her ağaç. Işığın altındaki gölgeleri kalıyor yalnızca. Arzular şelale derdi eski bir tanışığım. Arzular geceyi de gündüzü de tanımıyor. Mozart'ın zeka üzerindeki etkisi kanıtlanmış bilim insanlarınca. İtişen yayaları bile sakinleştiriyor. Benim ise şiir yazmamı sağlıyor. Nazım'ıma selamlar, Orhan Veli'me, İlhan'a, Kısakürek'.. Zarifoğlu'nun, Erdem Bayazıt'ın kalbinden öperim.. Zarif ad...

biz bu diyardan gider olduk kalanlara selam olsun

Resim
  'insanlar, birbirlerinden hiçbir şey anlamayan insanlar beni buradan da kaçırıyorlardı' Artık yüzümde çok içten ve zafer kazanmış bir ifadeyle bu şehirden gidebilirim. Ardımda benim için çok önemli olan hiç kimseyi bırakmıyorum.

YILDIZLI GECE

Resim
  'artık hiçbir söz sarhoş etmiyor beni ne kendiminki ne de bir başkasınınki..' yeryüzünün bilmem kaçıncı senesinde, bilmem kaçıncı yılındayız. yüreklerimiz ekmek pişen fırınlardan daha sıcak, sımsıcak. yaşıyoruz biz! sizler daha doğmamışken, sizler vaktini tamamlayıp göçmüşken, bu dakikada dünyada nefes alan bizleriz. bu evlerin içinde onlarca dağınık eşyalarla bizler sıcak kahvelerimizi pişiriyoruz ocaklarda.. paydos demedi bize daha tabiat anamız. ne kadar şanslı dünyanın en yalnız insanı bile tam da şu an. bizler sahibiyiz güneşin çünkü. topraklardan doğan çiçekler de bizim, kokuları da. gökyüzünün tüm şöleni gözlerimize teveccüh. kulakları duyan da biziz bugün. en güzel sesleri canlı canlı dinleyen, en güzel seslerle sohbet eden de bizleriz. ve bu anlar öylesine özel ki, bilmem kaç yıllar sonra biri duymak istese duyamayacak seslerimizi. görenin bir daha görmek istediği lezzet veren güzelliğimizi solgun fotoğraflardan gayri göremeyecek, tadamayacaksınız. heyhat bugün olmay...

LACİVERT HAYALLERİM

Resim
  seksen yaşıma uğrasam dahi, şiir dinlemeyi, yazmayı bırakmak istemiyorum. bırakmamayı diliyorum her doğum günümde. yirmi yaşında iken herkes şair demişti bir yayıncım. sadece yirmi yaşlık bir acı değil benimki. geçecek türden değil yüreğimdeki sızı. dedim ya, benimkisi hiç gitmediğim bir ülkenin sokaklarına, hiç tanımadığım bir insana.. aptal olmak istemiyorum. uyuyarak geçirmek istemiyorum mavi yazgılı hayatımı. ben teknolojiyi reddediyorum, robotluğu, çalınan zamanların suçlusu akıllı robotları nefretle red ediyorum. ben gecenin bu saatinde sadece yazmak, yazmak ve Atilla İlhan dinlemek istiyorum. yıllarca taze kahve ve şarap koksun istiyorum sıcak mutfağımın. ben nefes almak istiyorum. hayır sahip olmak istemiyorum. hiçbir eşyam olmasın bana ait istiyorum. ben misafir olduğumu unutmamak istiyorum. hiçbir gündoğumunu ve batımını kaçırmak istemiyorum. üşümek, ayaklarımı kara sokmak ve uyuşmak istiyorum. tek bir sırt çantası ile yanımda yoldaşım, derttaşım ve sırdaşım ile dünyay...
Resim
             AŞEKA* Tasavvufta 'aşk' o derece içselleştirilmiş ki, o derece özümsenmiş ki, selamlaşma dahi aşk üzerine kurulmuş... Dervişin biri bir dervişler topluluğu bir araya gelerek selamlayarak biriktirildikten sonra topluluk gelen dervişe 'merhaba' yerine 'aşk olsun' dermiş. Derviş de, 'aşkınız cemâl olsun efendim' diye mukabele edermiş. Bu sefer topluluğu 'cemâliniz nur olsun' dediğinde derviş, 'nurunuz ayn olsun ' ** dermiş ve selamlama bitmiş... Şimdi 'aşk olsun' tüm okuyuculara.. Uzun yıllardır 'Leyla'dan Mevla'ya geçiş' der edebiyat büyüklerimiz durur. Bizlerin de dilinde, aşık, maşuk,Leyla,Mecnun,Mevla,Kays, yol, sürekli olmak, gülüşlere düşmek, (Aranış) Taşra sporcusu... Mevla'ya ulaşmak için o derece Leyla'dan geçmek gerekiyordu? Bu adaylara delil verilmiş olarak verilmiş cevaplar olmadığı için hiçbir cevap yasa (kanıtlanmış) olmayacak, tüm cevaplar bir teori olarak kalacak.. Benim teorim ise...

TEKRARDAN MERHABA

 Merhabalar sevgili blog takipçilerim, Yıllar olmuş ben buraya yazmayalı. Bugün 8 Mart dünya kadınlar günü. En son buraya yazdığımda liseli küçük bir kızmışım ve kalemime dünyaları sığdırmışım. Küçük Sevdem'in gözlerinden öpüyorum. Onu çok seviyorum, ona çokça teşekkür ediyorum o yaşında böyle akıllı, tertemiz, erdemli, kocaman kalpli bir kız olduğu için. Şu an ruh sağlığı uzmanıyım. İnsanlara destek olmaya çalışıyorum ve bu iyilik halimi gözle görülür bir biçimde artırıyor. İkinci doğuşum psikoloji oldu benim. Upuzun bir ilişkim oldu, bir çocukken o ilişkiye girdim ve koskocaman acılarla ilmek ilmek işlenmiş bir insan olarak çıktım o ilişkiden. Bir çocukken başladım bu üniversiteye ve yetişkin bir uzmanken mezun oluyorum. Hayat yaşamasını bilen için öyle lezzetli ki.. Hep derim hayat sanatında biraz usta olmakla ilgili burada mutluluğu bulmak. Hiç üzülmeyecek değiliz, onu da misafir edeceğiz benliğimizde. Ademoğlunun yaşadığı her şey çok kıymetli bu en büyük acılar olsa bile. Hepi...

YIKINTI

Resim
YIKINTI  Ölümler hastalıklar kaydı karlı yollarımda poşetlerle Koşupta ağlayamadım peşlerinde Kaderim mumlar döşedi karlı yokuşlarıma Mor kelebeklerin sürülerine katıldım. kendimi hiçbir aynada görmek istemedim Üçten geriye saydım kendi ölümüme Ağlayamamak nedir bilmezsiniz siz kalemi eline alıp aylarca yazamamak Siz benim bu şiire ne denli küskün olduğumu anlayamazsınız.. Hiçbir pazarlık kurtarmıyor kırgınlığımı  gidesi gelenler gittikçe daha da küskünüm Bildikçe daha da küçülüyorum Bilmemek bilmekten iyidir düşünmeden yaşayalım Bir mumun yok olmasını izlemekle benim hayatımı izlemek arasında ne fark vardır? Onun biçimsizliği ile benim alışagelmiş biçimim arasında bir benzerlik yok mudur? şarkılar bile hep birbirinin aynısıdır. ağlamak ağlamamaktan iyidir ağlayarak yaşayalım  

ERGUVAN BAHARI

Resim
sevgili  dost ,   kalbime yoldaş olmak istiyorsun, yapma. ben normal değilim. benim gibisi yoktur dünyada hiçbir acısı olmadan kalbi acıyla dolu olan. Nazım Hikmet dinlerken gerçek kainatı hatırlayan. sen Nazımı bilmezsin ki..! çok sevgili dost! sana göreleri elbet var sen beni bilemezsin, tanıyamazsın. ben sen gibisini bilmem hiç! gelmeden git sevgili dost. pılını pırtını topla kapıdan geri dön. ben böyleyim. o mavi gözlü devden başkası sevemez beni. lütfen, sadece git. arkana bile bakma.  

KUYTU BİR EV

Resim
  Bir memnuniyetsizlik dadandı can evime, yanında keyifsizliği davet etmiş yanında ben misafilerimden birhaber ve şaşkın. O da gözyaşlarını takmış peşine, gelmiş evime. Annemden gelen misafirperverlik ile, av gibi de gelseler üstüme, en güzel karşıladı onlara hazırladım, Hummamı bir türlü atamamışken. Onlar gelir gelmez zilim çalmaya başladı, her an zillerim çaldı. Meğer onlar gelirken, evime daha onlarcasını, binlercesini davet etmişler! Hiç susmadı kapım, kapım çalıyor. En son hoyrat gülüşler geldi, tezat yapmak ister gibi ellerinde şişe şişe gözyaşı suyu !. Ne diyeyim azizim?  Annemden kaldı dedim ya .. Taşıya taşıya şişeleri evime, yıllar geçti. Geldikçe getirdiler, getirdikçe döktüler, döktükçe kırdılar. kırdıklarında en son ne annemden kalan misavirperverliğim, ne de onları ağırlayacak bir ben kaldım. Kalbimi bırakıp, kaçtım ..

VARSAYIMLAR

Resim
Gitmeseydin ne mi olurdu? Senin konuşmayı ne kadar çok sevdiğini bilirdim, ben hep susardım.  Böyle gözlerinin içine bakarak susardım, gülümserdim, Bazen o kadar dalardım ki güzelliğine, ne anlattığını unutur giderdim, gülerdik kahkahalarla sonra buna. Hiç konuşmazdım ben, hep seni dinlerdim. Sonra yüzüne bakıp dalmamdan hoşalandığını bilirdim,  sabahları ilk gözlerini açtığında bile seni izliyor olurdum. Güzel yemekler yemeyi sevdiğini bilirdim senin, hiç bilmememe rağmen her gün yemekler yapardım sana. Hele benim sana ters düşmemi hiç sevmediğini bilirdim, hiç ters düşmezdim sana, hep peşinden gelirdim. Sana yazmamı, şiirler yazmamı sevdiğini, ne iyi bilirdim! her sabah yastığının altındaki mektupta, sana yazdığım şiirleri okurdun. Yüzüne karşı sitem bile etmezdim kırılırsın belki diye, şiirimin arasına serpiştirirdim, kırgınlığım öyle de geçerdi benim .. Sonuna kadar okurdun onları,  senin değil benim sonuma dek. Olur da benden önce göçüp gidecek olsaydın, kalbim dayan...

ORHAN KURAL ANISINA..

Resim
Orhan Kural anısına 23.12.2020 ' İki üç yıl kadar önceydi. Orhan Pamuk 'Yeni Hayat' kitabına bir cümle ile başlıyor: 'Bir kitap okudum ve hayatım değişti ..' Evet. Bir adam tanıdım ve hayatım değişti. Liseye yeni başlamıştım. Bir çingenin çiçekleri kadar neşeliydim. Farklıydım herkesten, doğru dürüst bilmediğim bir ideolojinin çukurundaydım. O çukur öylesine güzel öylesine karanlıktı! Dünya değişecekse bunu yapan ben olacaktım, benim kanımda bu değişimin gücün dnası vardı, tıslıyordum! Herkeslerden f arklı oluşlarımı, nefeslerimin düzensizliğini sayıklıyordum. Henüz çok gençtim, çok çocuktum. Bir şeylere adım atmıştım ama bir tahayyülsüzlük tutturmuş gidiyordum. İstediğim kıvamda değildim, hiç olamadım o günlerde.  Kitap okurdum, belki bilinçli bilinçsiz hatırlayamıyorum, bugün bu hale geleceğimin teminatıydı o karışıklık dolu günler. Kafamda da tilkiler, onlar nereye yönelse o anda oradayım. Çok yakınıyorum, etrafımdaki tek bir insanı bile sevmiyorum, hiçbiri beni ...